TERKEDİLMİȘ FABRİKADA PARANORMAL OLAYLAR

TERKEDİLMİȘ FABRİKADA PARANORMAL OLAYLAR

34 Views
Published
Bursalı İşadamı İbrahim Katırcıoğlu, B .... gelerek buradaki un değirmeninin devralır. 1937'de İstanbul'da kurulan ve ilerleyen yıllarda Un Fabrikası'nı faaliyete geçiren Niğde kökenli Kenan Eler ve Mısır kökenli İbrahim Katırcıoğlu, Türkiye'nin en büyük un fabrikasından birisinin de mimarı olduklarını farkında bile değillerdir. Onlar fark edemese de, kader onları un devi yapacaktır.
Değirmeni fabrikaya dönüştüren Eler ve Katırcıoğlu, 60 kişinin çalıştığı ve 150 ton un yapan bir fabrikaya ulaştıklarında sektörün zirvelerine oynamaktadır. Sanayide oynanan bu zirve oyununu ölüm bozar ve 1950'li yıllarda İbrahim Katırcıoğlu vefat eder.
İbrahim Katırcıoğlu ölümünün ardından oğlu Ali Namık Katırcıoğlu, babasının hisselerini devralır ve yönetime geçer. Yaklaşık 40 yıl sürecek ve Türk sanayi tarihine altın harflerle yazılacak bir destan başlamaktadır. Un fabrikası Kenan Eler ve Namık Katırcıoğlu Kolektif Şirketi olarak faaliyetlerin devam etmektedir.
Fabrikayı modernize eden, yeni yatırımlar yapan ve yeni makineler alan Katırcıoğlu, Türkiye’nin dört bir tarafına un göndermektedir.
Nakliye konusunda sıkıntı çeken ve farklı bir çalışma yapan Katırcıoğlu, fabrikanın içine kadar demiryolu hattı çektirir. Belki de o günlerde Türkiye'de böyle bir sistem de yok. Vagonlara yüklenen Karaköy unları Türkiye’nin dört bir köşesine ulaştırılır.
İyi bir sanayici olmasının yanısıra farklı ve orjinal fikirlerin de sahibi olan Katırcıoğlu, o günlerde herkesin hayal bile edemeyeceği işlere kalkışır. Bunlardan birisi de kendi elektriğini kendisi üretmesidir. Bu fikir herkese hayal gibi gelir çünkü Bölgedeki köylerde bile elektrik yoktur. Ama dünyayı dolaşan Katırcıoğlu bunu fikrini gerçekleştirir ve Karasu Deresinin Kurtköy girişine yaptığı tribünlerde 2 dinamoyla elektrik üretmeye başlar. Burada ürettiği elektrik kendi ihtiyacı için yeter de artar bile. Hatta seraları bile elektrikle ısıttığı söyleniyor.
Elektrik projesi ile hem ülke sanayisinde hem de Bilecik'te bir çığır açan Katırcıoğlu, un farikasının yanıbaşına bir de Tavuk Çifliği kurar. Çiftlikte ürettiği tavukların büyük bir kısmını eşe, dosta ve müşterilerine dağıtan Katırcıoğlu, farklı bir sektöre daha girer ama bu sektördeki faaliyetleri uzun sürmez. Tavuk fabrikasını kapatır.
Yıllarca yurtdışında kalan ve her fırsatta yurtdışı gezileri yapan Katırcıoğlu, dünyadaki teknolojik gelişmeleri yakından takip eder ve bu teknolojileri fabrikasına transfer eden bir insandır. Her yıl yeni yatırımlar yapan, Arupa'dan makineler getiren, dünyada bir çok teknolojiyi ilk kullanan kişilerden olan Namık Katırcıoğlu, özellikle de Ar-Ge'ye büyük önem verir. Bugün bir çok un fabrikasının üretemediği özel unları 50 - 60 yıl önce üretir. Türkiye'de ve dünyada, kara düzen ve değirmen kültürünün hakim olduğu un sektöründe o bir ilki başararak, Baklavalık, Böreklik, Çöreklik, Simitlik, Francalalık, Bisküvilik ve ekmeklik unları ayrı ayrı üretir. Çünkü fabrikanın içinde labarotuvar ve Ar-Ge birimi kurar. Bu sayede sektörün lideri olur.
Başlayan her şeyin bittiği gibi K Un Fabrikasının da sonu gelmiştir.
Namık Katırcıoğlu'nun yaşlanması, işi çocuklarına devretmeyip başında kalmak için direnmesi kaçınılmaz sonun başlangıcı olmuş. İşçilerin söylediğine göre, çocukları işin başına geçmek, babalarının tüm ihtiyaçlarını karşılamak için teklifte bulunurlar ama Namık Katırcıoğlu bu teklifi kabul etmez. Bu olaydan sonra Çocukları yurtdışına gider. Namık Katırcıoğlu ise, babasının ve ortağı Kenan Eler'in, ilmik ilmik dokuduğu Türkiye'nin hatta Avrupa'nın en büyük un fabrikalarından birisinin ilmik ilmik sökülüşünü seyrederek kaçınılmaz sona doğru koşmaya başlar. 13 Ağustos 1990 yılında başlayan tasfiye süreci 1996 yılında tamamlanır ve tarihi un fabrikası tarihe karışıp gider.
Hayatının son demlerinde bu acı olayı yaşayan Namık Katırcıoğlu 27 Şubat 2001 yılında hayata gözlerini yumar, arasında büyük bir başarı öyküsü ve sahipsiz bir fabrika bırakarak.
Namık Katırcıoğlu'nun oğlu Ahmet Katırcıoğlu, Amerika'da yaşamaktadır ve Babasının ifadesiyle "Gitar çalıp hayatını kazanmaktadır" düzenini bozup gelmek istemez. Kızı Fatoş ise evlenmiştir ve Fransa'da yaşamaktadır.
Bir devrin devi olan un fabrikası Karaköy'ün yanıbaşında başsız ve bahtsız bir şekilde beklemektedir.
Fabrika'nın göz göre göre yok olmasına gönlü razı olmayan ve bir dönem Merkez Bankası Başkanlığı'da yapan d...köylü Osman Şıklar devreye girer. Fabrikanın satışı için çok uğraşır. Hatta ETİ'ye satmak için girişimlerde bulunur. Ancak sonuç çıkmaz. Bunu dışında da fabrikayı araştıran ve inceleyenler olur ama Katırcıoğlu'nun evlatlarına yarolmayan fabrika kimseye yarolmaz. Bugün ise, ehli insaf ve ehli vicdan sahibi olan herkesin yüreğini burkan bir manzara olarak durmaktadır

MAİL

bilinmeyenff@hotmail.com

Facebook GRUP
https://www.facebook.com/groups/564865560319219
Sign in or sign up to post comments.
Be the first to comment